Red Hack/Hacktivizm: Yurttaş Gazeteciliği Mi, Soruşturmacı Gazetecilik Mi, İfşaat mı?

12/08/2013

 

Klasik demokrasi kuramı içerisinde açıklanan kuvvetler ayrılığında basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü erk olarak kabul edilir. Basının bu gücü “Halk adına soru sorma yetkisi” ve “Denetleyici(watchdog) function” işlevinden kaynaklanır. Ancak son dönemlerde Türkiye'de başarılı “Soruşturmacı Gazetecilik” örnekleri neredeyse yok denilecek kadar az. İktidarlar, diğer siyasi güçler, dini cemaatler, mafya organizasyonları vs. gibi yapılar, bu alanın önündeki engeller olarak gösterilebilir. Basının susturulması,otosansür olgusunun hakim kılınması, medya organizasyonlarına astronomik vergi cezaları kesilmesi, gazetecilerin işlerine son verilmesi ve basılmamış kitapların toplatılması gibi eylemler, yeni bir mecradan gazetecilik yapmayı zorunlu kılıyor: Sosyal Medya.

Sosyal Medya’nın günümüzün hakim kitle iletişim ortamı olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Basını siyasi baskı altında olan, özellikle Ortadoğu ülkelerinde, gazeteciler ve aktivistler sosyal medya üzerinden başarılı “Soruşturmacı Gazetecilik” çalışmalarının altına imza atıyorlar. Bu Hacktivist faaliyetler Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, Red Hack grubunun ülkedeki üniversitelerde olan yolsuzluk belgelerini Twitter üzerinden binlerce takipçisiyle paylaşması en bariz örnek olarak gösterilebilir. Sosyal medyayla birlikte, “Yurttaş Gazeteciliği” artık profesyonel gazeteciliğin en önemli unsurlarından biri haline gelmeye başladı. Bu yeni düzende, profesyonel gazetecilerin “Eşik Bekçiliği (Gatekeeping)” işlevinin de ortadan kaybolmaya, etkinliğini yitirmeye başladığı görülüyor. Sosyal medyanın sansüre karşı duran demokratik bir mecra haline gelmesi artık her yurttaşa “Gazeteci” olma imkanını sağlıyor. Bu bağlamda sosyal medya, “Soruşturmacı Gazetecilik” için de yeni ve daha özgür bir alan konumundadır. 

İnternet teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, günümüzde dünya nüfusunun üçte biri internet kullanıyor. Akıllı telefonlar ve tabletler dünyayı insanların cebine taşıyor ve sosyal medyanın yükselişiyle, bu mecra günümüzün hakim kitle iletişim ortamı konumunda. Böylesi bir dijital çağda karşımıza Haktivizm ve Siber Aktavizim kavramları çıkıyor. Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, tüm sosyal medya kullanıcıların yakından takip ettiği Red Hack önemli bir örnektir. Hacktivist ve Siber Aktivistlerin bir etik duruşu söz konusudur: Bilgi herkese ait bir kamu malıdır ve tamamen özgür olmalıdır. Bundan dolayı bu gruplar internet ve bilgiye ulaşım özgürlüğünü kısıtlayan her güçle dijital ortamda mücadele ediyor. Red Hack kendini şöyle tanımlıyor: "Biz kızıl hackerlar, kendini çeşitli milliyetlerden Türkiye ve dünya ploreteryasından ezilen halkların teknolojik alanındaki saldırı, savunma ve araştırma-geliştirme gücü olarak tanımlarız. RedHack, teknolojiyi halk yararına kullanan sosyalist bir örgüttür. Bu örgütün üyeleri ayrıca reel mücadele içinde de yer alır."

RedHack grubu, giriş sayfasına bir not bırakıp çıkmak yerine, ele geçirdikleri bazı belgeleri paylaşıma açtılar. RedHack'in en önemli eylemleri arasında 2005 yılında İstanbul'daki tüm trafik cezalarını silmek, 2008 yılında MOBESE sistemini çökertmek, 2012'de Emniyet Müdürlüğü'nün yüzde 95'i hackleyip bilgileri deşifre etmek, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarını hacklemek ve Yükseköğretim Kurulu sitesini hackleyerek Türkiye'nin birçok üniversiteyile ilgili yolsuzluk belgelerini paylaşmak sayılabilir. 

Burada iletişim ve gazetecilik mesleği adına akılları bazı sorular meşgul ediyor: Yasadışı yollarla elde edilen belgeleri yayınlamak bir nevi soruşturmacı gazetecilik midir? Hacktivist grupların elde ettiği belgeleri sosyal medya üzerinde takipçileriyle paylaşması durumu nasıl tanımlanabilir? Hacktivistler yurttaş gazeteciliği mi yapıyor yoksa ifşaat mı?

Gazetecilik ve özellikle soruşturmacı gazetecilikte bilgi aktarımı ve haberin profesyonel yazım teknikleri vardır. Ayrıca soruşturmacı gazeteci belgelerini yasadışı yollardan temin etmez. Hacktivistlerin de etik değerleri olsa da, internet üzerinden yaptıkları belge yayımı bir yere kadar soruşturmacı gazetecilik olabilir. Ancak haber yazımının profesyonel olmaması ve belgelerin illegal(!) yoldan elde edilmesi soruşturmacı gazetecilik açısından tartışmalıdır. Öte yandan bilgi aidiyeti konusu tartışmalıdır ve bilgiye ulaşmak herkesin hakkıdır. Soruşturmacı gazeteciliğin ‘Karanlık güç odaklarının gizlemek istedikleri bilgileri kamu yararı gözetilerek aktarmak” tanımı ve hakctivistlerin yaptıkları birbiriyle örtüşüyor. Haberin ve soruşturmacı gazeteciliğin tanımlarına tam olarak uymasa da, Red Hack’ın belge paylaşımı bir nevi “Yurttaş Gazeteciliği”dir. Red Hack’in sosyal medya üzerindeki takipçi sayısı ve yapılan yorumlar izlendiğinde, ezici bir çoğunluk onların yaptıklarını desteklemekte ve onlara bir kahraman gözüyle bakmaktadır. 

Ben ikinci, yani Red Hack’i destekleyen grup içindeyim. Bir gazeteci olarak konvansiyonel medyanın sansürü ve suskunluğundan utansam da, hactivist faaliyetlerin hem benim, hem de kamuoyu vicdanında olumlu etkiler bıraktığı aşikar. Red Hack’i eleştirip, onlara terörist demek yerine, medyadaki tetikçileri eleştirmek daha vicdani değil mi? Taktir sizin… 

 

Açık Gazete- 12.08.2013

 

Please reload

Savash Porgham
Sosyal Medyadan Takip Edin
  • YouTube Social  Icon
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Google+ Basic Black
Please reload