İliştirilmiş Gazetecilik (Embedded Journalism) Tam olarak Neyi İfade Ediyor?

08/04/2014

 

 

Geçtiğimiz gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adile Sultan Sarayı’nda bazı medya gruplarının temsilcileriyle bir araya geldi. Bu toplantının “Basına Kapalı” olması ayrı bir enteresan çünkü içeride pek çok basın mensubu olduğu halde, toplantının içeriğine dair dışarı bilgi sızmadı. Toplantıya katılanların iktidara yakın grupların mensupları olduğu düşündüğümüzde, buna şaşıracak değiliz. Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık’tan sonra, Türkiye’de bazı medya organizasyonlarının menfaatleri gereği üç maymunu oynamasıyla “İliştirilmiş Gazetecilik” farklı bir biçimde tekrar gündeme geldi. Peki, nedir bu iliştirilmiş gazetecilik ve nereden, nasıl literatüre girmiştir? Satılık kalemlere neden iliştirilmiş, yatağa atılmış gazeteci denilir?

 

Haberlerin, haber kaynağı tarafından kurgulanmasına 2.Körfez Savaşı’nda farklı bir sistem getirildi: İliştirilmiş Gazetecilik(Embedded Journalism). Pentagon’un fikri olarak ortaya çıkan bu yeni savaş gazeteciliği, gazetecilerin savaş bölgesinde güvenliklerini sağlamak amacının arkasında gizlenen sansürden ibarettir. Savaşı ordunun imkânları ve denetimiyle, ordunun gözüyle izleyen gazeteciliktir. Gazetecileri kontrol etme, yönlendirme ve yanıltmanın en etkili yolu olan iliştirilmiş gazetecilikle, gazetecinin kendi topladığı bilgileri değil, yetkililerin verdiği bilgileri, onların izin verdiği ölçüde aktarması sağlanır. “İliştirilmiş Gazetecilik” formülü, ABD’nin savaşı, tıpkı bir ürün gibi ambalajlayıp pazarlama ihtiyacından doğdu. “Embedded” formülü Pentagon sözcüsü Victoria Clarke ve danışmanları tarafından geliştirildi. Onay veren ise ABD Yönetimi’nin şahinlerinden Savunma Bakanı Donald Rumsfeld. Kurallar ise Pentagon ile basın temsilcileri arasındaki pazarlıklar sonucu belirlendi. İliştirilmiş gazeteciliğe bir çeşit ‘yemeli, içmeli. Yatmalı tam pansiyon gazetecilik’ modeli de denilebilir.

 

“Embedded” İngilizce sözlüklerde “fix firmly in surrounding mass” yani “çevredeki kütleye sağlam bir şekilde sabit edilmiş” olarak tanımlanıyor. Etimolojik olarak ‘bed (yatak)’ sözcüğünden türetildiği için “embedded”, yatırılmış, yatağın içine gömülmüş anlamlarına da geliyor. Irak savaşında ABD ordusunun içinde kalan, onlardan biri gibi hareket eden, onlardan hiç ayrılmayan ve savaşa ordu tarafından götürülen gazetecilere de “embedded gazeteciler” denir. “Embedded gazetecilik” türü ise, ABD’nin Vietnam’dan Afganistan savaşına kadar girdiği tüm savaşlarda gerekli kamuoyu desteğini alamaması ve psikolojik harekâtta başarılı olamaması üzerine ikinci Irak savaşı öncesi, uygulamaya koyduğu, medya ve hükümetin savaş haberciliği konusunda ortak bir noktada buluşmasını sağlamaya yönelik bir programın ürünü olarak ortaya çıktı. Daha önceki girdiği tüm savaşlarda medyayı yönlendiremeyen Amerika bu sefer kendi medyasını yanında götürmeye karar verdi.

 

Savaş hazırlıkları sırasında, Pentagon şartlı olarak 3000 başvuran gazeteciden 500’den fazlasının Irak’a gitmelerine izin verileceğini açıkladı. Seçilen gazeteciler askerler tarafından hızlı bir savaş eğitiminden geçirildiler ve yayıncılık hakkındaki kurallar kendilerine açıklandı. Savaşa götürülmek için belirlenen gazeteci kontenjanının %20’lik bir dilimi de aralarında Arap ülkelerinin de bulunduğu diğer ülkelerin medyalarına ayrıldı. Değerlendirmelerin ardından Irak savaşını takip etmek için seçilen gazeteciler, ABD içinde kamplara çağırıldı. Her bir gazeteci bu kamplarda en az 2, en çok 3 ay olmak için, siyasi, askeri ve medyatik konularda eğitim gördü. Burada eğitim alan gazeteciler, daha önce hiçbir gazetecilik türünde görülmeyen 20 sayfalık bir anlaşma metni imzaladı. 50 maddeden oluşan bu anlaşmada, iliştirilmiş gazetecilere haberlerinde ne yazmaları ve ne yazmamaları gerektiği belirtildi. Örneğin; yapılacak operasyonlarla ilgili haber yapılması, özel uydu telefonu ya da cep telefonu kullanılması, güvenlik derecesini gösteren fotoğraf çekilmesinin yasaklanması gibi maddeler içeriyordu. İliştirilmiş gazeteci olarak görev yapmış olan USA Today muhabiri Steve Komarov, iliştirilmiş gazetecilik hakkında “Neredeyse bütün enformasyon askeriyenin bakış açısından veriliyordu. Elimizde inanılmaz enformasyon vardı, ama sadece tek taraflı ve dar açılı” demiştir.

 

Amerikalı bir başka iliştirilmiş gazeteci ise, “Amerikan birlikleri hakkında öğrendiğimiz bazı bilgiler, düşman açısından değerli olduğu için yazılamıyor. Ama biz hangi bilginin düşman açısından önemli ve değerli olduğunu bilmediğimiz için, genel olarak başımızdaki askeri yetkiliye soruyoruz. Askerlerin en çok önem verdikleri konu zaman ve mekân. Ne zaman nereye gittik, bunların yazılmasını istemiyorlar. Eğitimde bize genel, askeri ve siyasi konularda haber yazmamız yerine, askerlerimizin moral durumunu aktaran haberler yazmamızı, human interest-human touch (insani yönleri ön plana çıkaran magazin) haber ve feature’lar(haber-yorum, izlenim, not) yazmamızı salık verdiler” şeklinde iliştirilmiş gazetecilik uygulamasını anlatmıştır.

 

İliştirilmiş gazetecilerin savaş meydanında tek başına dolaşmalarına izin verilmiyordu, ancak Amerikan askerleriyle birlikte hareket edebiliyorlardı. Gazetecilere savaş alanında hayat güvencelerinin sağlanamayabileceği söylenerek, hem sansür uygulanıyor, hem de örtülü olarak tehdit ediliyorlardı. Gazeteci Umur Talu, “embedded” olmayı sadece bir savaş kazası değil, ciddi ve yaygın bir sistem ve kişilik sorunu olarak nitelendirir. Bir gazetecinin sadece mesleğine ve insanlığa yapışarak didinmesi gerektiğini vurgular.Ragıp Duran ise iliştirilmiş gazeteciliği, “Gazeteci, haber kaynağı ile mesafeli olmalı. Aksi halde, sağlıklı bilgi akışı sağlaması mümkün olmaz. Amerikan ordusuyla birlikte hareket eden muhabirin tarafsız yayın yapması mümkün değildir. Bu yüzden, iliştirilmiş gazetecilik, gazeteciliğin ölümü demektir” şeklinde eleştirir.

 

Sonuç olarak iliştirilmiş gazeteci şerefini beş para etmez menfaatler için satmış biridir. Tıpkı son dönemin Türkiye’sinde bol miktarda olduğu gibi. Taktir sizin…

 

Kaynak: Şövalyelik Mesleği Gazeteciliğin Uzmanlık Alanları, Editör: Doç.Dr.Şebnem Çağlar, Savash PORGHAMREZAEIEH: “Başta Miğfer, Sırtta “PRESS” Damgalı Çelik Yelekle Savaş Meydanlarının Diline Tercüman Olmak: SAVAŞ GAZETECİLİĞİ “ Makalesi, Literatürk Yayınları, 2013

 

 

VivaHiba

 

 

Please reload

Savash Porgham
Sosyal Medyadan Takip Edin
  • YouTube Social  Icon
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Google+ Basic Black
Please reload