Şehir Meydanında Bir İdamın İnfazını İzlemek Nasıl Bir Histir?

19/04/2014

 

 

Mısır’da henüz ikinci duruşmada 529 sanık hakkında idam kararı çıkması dünya kamuoyu nezdinde büyük tepkiler toplamaya devam ediyor. “İdam kararları tamamen siyasidir” eleştirileri haksız değil çünkü duruşma sadece 20 dakika sürdü ve dakika başına 26 idam kararı verildi. Bu kişilerden 153’ü tutukluyken diğerleri hala aranıyor. Türkiye’de idam cezası kalkalı çok oldu ancak çocuk tacizi gibi olaylar meydana geldikçe idam karırına sıcak bakan bir kitle olduğu da aşikar. Ben, her ne sebeple olursa olsun idam cezasını insanlık dışı olarak görenlerdenim, hele ki kararlar siyasi ise asla kabul edilemez.


Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, 2013’de dünyada infaz edilen idam cezalarının sayısı sırasıyla şöyle:

Çin: 1000+, İran: 369+, Irak: 169+, Suudi Arabistan: 79+, ABD: 39, Somali: 34+, Sudan: 21+, Yemen: 13, Japonya: 8, Vietnam: 7, Tayvan: 6, Endonezya: 5, Kuveyt: 5, Güney Sudan: 4+, Nijerya: 4, Filistin: 3+, Afganistan: 2, Bangladeş: 2, Malezya: 2, Botswana: 1, Hindistan: 1.


Yukarıdaki verilerin benim için tek bir anlamı var: “Dünyada devlet eliyle insan kıyımı yapılıyor!” Özellikle ilk 4 ülkede infaz edilen birçok idam cezasının siyasi olduğu hep tartışılıyor. Ayrıca, özgürlük ve demokrasi havarisi rolüne soyunan ABD’nin bu sıralamada zirveyi zorlaması da fazlasıyla ironik. Geçtiğimiz günlerde Reuters’da İran’daki idam infazları konusunda Babak DEHGHANPISHEH imzalı bir analiz yazısı yayınlandı. Yazıda İran’daki idam infazlarının son dönemde Kürtler, Sünniler, dervişler ve siyasi muhaliflere yönelik arttığına işaret edildi. Ayrıca Times’da Hugh Tomsilon imzasıyla yayınlanan haberde, Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütünün verileri değerlendirilerek Ruhani sonrası idamların arttığına vurgu yapıldı. Örgütün İngiltere Parlamentosunda açıkladığı verilerine göre, 2013’de İran’ın idam karnesi özetle şöyle:

“İran’da 687 idam infazı yapıldı. 2012’e göre yüzde 16’lik bir artış var. İnfazların sadece yüzde 56’sı resmen açıklandı. Cezaların yüzde 68’i Ruhani sonrası gerçekleşti. 58 ceza halka açık infaz edildi. 30 kadın idam edildi.”


İran’ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin göreve gelirken verdiği vaatler arasında siyasi suçluluların cezaevlerinden tahliyesi de vardı. Ancak beklenenin aksine, idam cezalarının infazı konusunda görülmemiş bir artış oldu. Bu artışla birlikte, özellikle İran rejimine muhalif Farsça yayın yapan dış basında idamların bir güç savaşı minvalinde siyaseten yapıldığı dillendirilmeye başlandı ve tartışmalar devam ediyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği defalarca idam cezası uygulayan ülkelere çağrıda bulunsa da infazların durmasında ya da azalmasında herhangi bir etkisi olmuyor. Dünyanın ikinci en çok idam cezası infazı yapılan ülkesi İran’da, bu infazlar suçun niteliğine göre ya cezaevlerinde ya da şehir meydanlarında halka açık şekilde yapılıyor. Halkın yanı sıra mahkum ve mağdurların aileleri de orada hazır bulunuyor.


Ben hasbelkader halka açık bir idam infazına 2009’da bizzat şahit oldum ve uzun süre etkisinden kurtulamadım. Amacım bir insanın son anlarını izlemek değildi, sadece çocuklarıyla birlikte insanların nasıl bu infazı izleyebildiğini anlamaya çalışmaktı. Yıllar geçti ve ben hala bir insanın ölümünü alkışlayarak nasıl izleyebildiklerini anlayabilmiş değilim. Gelelim infaz gününe… Kalabalık bir grubun güle oynaya elinde çerezlerle bir yöne doğru gittiğini gördüm. Merakım uyandı “Neler Oluyor?” diye ve onları bir süre izledim. Kalabalık giderek artıyordu ve başta bir sokak eylemi olduğunu sandım ama polis barikatı ardından vince bağlanmış ilmeği görünce neler olduğunu anladım: Bir sokak infazıyla karşı karşıyaydım!


Gözleri, elleri ve ayakları bağlı mahkumu 3 maskeli cellat vince yaklaştırmaya başlayınca kanım dondu. Hani bıçak vursan kanım akmaz cinsinden bir şeydi. Önce gidip kalmak arasında tereddüt ettim çünkü böyle bir şeyi canlı izlemek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Etrafıma bakınca tiksinmemek elimde değildi çünkü insanlar çocuklarının ellerinden tutup onları idam izlemeye getirmişlerdi ve olan bitene karşı en ufak bir tedirginlikleri ve itirazları görünmüyordu. Ağlama sesleriyle birlikte bakışlarım tekrar vince yöneldi, mahkumun ailesi haykırıyor ve mağdur aileden onu affetmesini istiyordu. Eğer mağdur aile kısastan vazgeçseydi o mahkum idam edilmeyecekti. Kalabalığın içinden cılız da olsa bir tepki duyuluyordu ancak bir faydası olmadı ve aile mahkumun infazını tekrar istedi. Arkamı döndüm ve yürüdüm… Bazıları lanet okuyor, bazıları merhamet duyuyor, çocuklar ise olan biteni bir oyundan ibaret sanıyordu. Mahkumun idam cezası infaz edildi ve ailesinin feryadını hala unutamam…


O günden sonra bir süre yemek yiyemediğimi hatırlar gibiyim. Aklımı ise cevap bulamadığım bir soru hala meşgul eder durur: “Bir anne ve baba çocuğunun elinden tutup onu idam izlemeye neden getirir ki?”

Tekrar tekrar haykırmak gerekiyor: “İdam cezasını kaldırın, devlet eliyle insan katlini derhal durdurun!”

 

VivaHiba

 

 

Please reload

Savash Porgham
Sosyal Medyadan Takip Edin
  • YouTube Social  Icon
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Google+ Basic Black
Please reload