Vatandaşın Gündemini Hangi Mecra Belirliyor: Sosyal Medya mı Geleneksel Medya mı?

29/04/2015

 

Kamuoyu oluşturma ve gündem belirleme süreçlerinde medyanın konumu belki de en önemli etkenlerin başında geliyor. Medyanın dolayımından geçen iletilerin toplumun tutum, kanaat ve davranışı üzerinde tartışılmaz etkileri var ve bu değişimleri kitlelerin medya okuryazarlık seviyesi belirliyor. Burada bir noktanın altını çizmekte fayda var; birbiriyle ilişkili olan kamuoyu oluşturma ile gündem belirleme kavramları sıkça karıştırılsa da aslında farklı olguları içeriyor. Bu kafa karışıklığının önemli sebepelerinin başında kavramlar İngilizceden Türkçe’ye çevrildiğinde her ikisine de sonuna “oluşturma” sözcüğünün eklenmesi geliyor. Kamuoyu kavramı içerisinde yer alan kamu sözcüğü “grup” anlamına, oy sözcüğü de “kanaat” anlamına geliyor. İletişim Sözlüğü’nde “gündem kuramı” başlığı altında medyanın gündem belirleme işlevi tanımlanıyor ve kavramın karşılığı olarak “gündem koyma ya da gündemi saptama” deyimi kullanılıyor. Bu bağlamda, “Kamuoyu oluşturma/gündem belirleme” kuramlarında konu farklı boyutlarıyla geniş olarak irdelienyor.

 

Bu kuramların ortaya çıktığı dönemdeki medya yapısı ve teknolojisi ile günümüzün iletişim teknolojileri birbirinden çok farklı. İnternetin hayatımıza girmesi ve sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, iletişime dair pek çok olgunun değiştiğini söylemek yanlış bir tespit olmaz. Bu konuda Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi, Emeritus Prof.Dr. Haluk Şahin’le yaptığım söyleşide kendisi şu tespitleri yapıyor:

 

“Kitle iletişimde 19.yüzyıldan günümüze kadar pek çok değişim yaşandı ve sırayla birçok iletişim aracı egemen oldu. Her gelen yeni mecra bir sarsıntı yarattı ve eski iletişim araçlarında bir güvensizlik krizine yol açtı. Bir müddet sonra yeni bir denge oluştu; eski iletişim aracı kaybolmuyor ama geri planda başka bir role soyunuyordu. Yeni egemenin gölgesinde, yeni bir iletişim ortamı oluşuyordu. İnternetin ortaya çıkışı başta konvansiyonel medyayı destekleyen bir ivme yaratıyordu. Fakat zamanla internet, diğer iletişim araçlarına katkı yapıp hizmet eden bir araç olmaktan çıkıp kendi başına bir takım işlevleri üstlenmeye başladı. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte de temel kavramlar baştan aşağı değişti.

 

Yeni iletişim egemenliğini insanların kabul edip, buradan yola çıkmaları gerekiyor. Artık her şey dijital ortamdadır ve bu, diğer tüm mecraların yeni kral önünde selam duracakları anlamına geliyor. Onunla işbirliği yapıp, yararlanıp ve hizmet etmek zorundadırlar. Şuan biz bu sancılı dönemi yaşıyoruz. Türkiye’de yazılı basın-ki gerçek anlamda egemen basındır- özellikle kamuoyu oluşturmada ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Özellikle gençler artık kağıt üzerine mürekkep baskılı gazeteleri okumuyorlar ve gazeteler yeni okur kitlesi oluşturamıyorlar. Peki bu çocuklar hiçbir şey okumuyorlar mı? Tabii ki okuyorlar ancak artık bunu internet aracılığıyla yapıyorlar. Dijital teknolojinin akıllı telefonlarla bizim cebimize girmiş olmasıyla artık iletişimin cereyan ettiği ekran ve alan değişti. Artık iletişimi büyük ekranlarla değil, gittikçe küçülen akıllı telefonlarla gerçekleştiriyoruz ve bu olgu her şeyi değiştiriyor.

 

Yeni iletişim araçları öyle yenilikler sunuyor ki eski muhafazakar argümanlar geçerliliğini yitiriyor. Dünyada büyük bir değişim var ve bunu görmezden gelemeyiz ama değişimlerin hepsi ilerleme anlamına gelmez. Eski medyaların, özellikle gazetenin demokrasi kuramı içerisinde vazgeçilmez bir yeri vardır çünkü demokrasinin temel ihtiyaçlarından bazılarını bu medyaların karşıladığı varsayılıyordu. Halka bilgi bilgi ve tartışma platformu sağlayacağı, dördüncü güç olacağı, soruşturmacı gazetecilik vasıtasıyla gözcülük yapacağı vs. gibi bir takım varsayımlar vardı. Şimdi şunu sormak gerek: Acaba yeni medyalar, demokrasi kuramı içinde eski medyalara yüklenmiş olan işlevleri yerine getirebilecekler mi, getiremeyecekler mi? Bunu tartışmak gerek çünkü nitelikleri ve biçimleri de değişiyor. Artık kitlesel okuma yerine bireysel alıcı olma olayı gelişiyor. Artık mesaj alıcısı cevap da veriyor ve bu müthiş bir demokratik potansiyel yaratıyor.”

 

Tüm bu verilerin ışığında, iletişime dair temel kavramların yıkıldığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Sosyal medya başlangıçta geleneksel medyanın bir uzantısı olarak görüldü ancak günümüzde durumun tam tersi olduğunu söylemek yanlış bir tespit olmayacaktır. Artık asıl işlevsel olan sosyal medyadır ve diğer konvansiyonel mecralar sosyal medyaya malzeme sağlar şekilde uzantı haline gelmiştir. ABD’de yapılan bazı araştırmalar şunu gösteriyor; sosyal medyanın paylaşımcı özelliği dolayısıyla, konvansiyonel medyanın izleyicisi ve okuru artma eğiliminde. Özellikle yarışma türü programlarda insanlar sosyal medya üzerinden birbirlerini yönlendiriyorlar. Bu bağlamda, sosyal medya başlı başına bir haber mecrası haline geldiğinden Yurttaş Gazeteciliği olgusunun da yükseldiği görülüyor.

 

Ana akım konvansiyonel medya ve sosyal medyanın toplumsal tutum, kanaat ve davranış biçimini nasıl değiştirdiğine yönelik bazı verileri internet üzerinden online anket yapan araştırma şirketleri sağlıyor. Çünkü verilen oy oranları anında görülüyor ve istatistik veri olarak karşımızda duruyor. Bu bağlamda, internet üzerinden online anketler yapan SORUYORUM sitesinin 1-28 Nisan verilerini inceledim. Bu tarihler arasında siteye 478 bin 540 bireysel giriş yapılmış ve bu rakam günlük yaklaşık 17 bin giriş anlamına geliyor. En çok oylanan anketler ve konu başlıkları şöyle:

 

-Genel Seçimlerde Partilerin Oy Oranları: 34002

-Fenerbahçe ve 3 Temmuz Süreci: 30542

-En Güzel Ünlü Kim: 11089

-TV Yarışması Surviver All Star: 9592

-Ortaöğretimde Başörtü Serbestisi: 5450

-TV Yarışması İşte Benim Sitilim: 4318

-Ayasofya Camisinin İbadete Açılması: 2837

-Başkanlık Sistemi: 2164

-TV Yarışması Ütopya: 1215

-Organ Bağışı Bilinci: 1128

-Ermeni Meselesi: 1001

 

Sağlıklı bir yorum yapabilmek için deneklerin demografik/sosyolojik/ekonomik özellikleri, amaç/kuram/genellemelere ulaşma gibi pek çok verinin elde olması gerekiyor. Ancak SORUYORUM sitesinin verileri özelinde, 1 ayda 500 bin bireysel giriş olduğu düşünüldüğünde bir kaç tahmin yürütülebilir:

 

 -Anketleri oylayan ve oluşturan kişiler ile ana akım geleneksel medyanın gündemi tam olarak örtüşmüyor. Örneğin; ana akım medyada gündeme getirilen Kürt sorunu, çözüm süreci, Ortadoğu dengeleri ve radikal islami terör örgütleri, Avrupa Birliği süreci, Alevi meselesi, kadına şiddet olgusu, cinsel istismar, siyasi partilerin seçim bildirgeleri, partilerin milletvekili aday profilleri ve daha birçok sıcak konu başlığı siteye giren bireysel kullanıcıların ilgisi çekmiyor. Ya bu konularda hiç anket oluşturulmuyor ya da oluşturulan anketler yeteri kadar ilgi görmüyor.

 

-Anketleri oylayan ve oluşturan kişilerin gündeminde ağırlıklı olarak ana akım medyadaki bazı yarışmalar ve magazinsel konular bulunuyor.

 

- Anketleri oylayan ve oluşturan kişilerin gündemini hala sosyal medyayla entegreli biçimde paylaşım yapan ana akım medyadaki profesyoneller belirliyor.

 

-Anketleri oylayan ve oluşturan kişilerin gündemini tek başına sosyal medya ya da sadece ana akım geleneksel medya belirlemiyor. Hakim kitle iletişim ortamı sosyal medya olsa da, geleneksel ana akım medya hala işlevselliğini koruyor.

 

-Geleneksel ana akım medya, bir biçimde entegre olduğu sosyal medyaya malzeme sağlayan ve iletilerini daha çok sosyal medya üzerinden paylaşan mecralar gibi duruyor. 

 

 

Please reload

Savash Porgham
Sosyal Medyadan Takip Edin
  • YouTube Social  Icon
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Google+ Basic Black
Please reload